info@koklerkitap.com
0535 574 22 26
    17.50
    25.00
    %30
    indirim
    Basım Tarihi:
    Ekim 2016
    Sayfa Sayı:
    320
    Dil:
    Türkçe
    Tedarik Süresi :
    24 Saatte Kargoda

    "Hikem; hikmetler... Hikemiyat; hikmetler ve düşüncelerle ilgili... Bu lûgat mânâlarından sonra bildirelim ki, doğan ve gelişip serpilen çocuğun ruhi hüviyetine münasip bir isim hâlinde "Hikemiyat", İBDA diyalektiğinin devşirdiği hikmetler örgüsüdür... En geniş mânâsıyla Hikemiyat bu. Yumurtadan çıkan ördek yavrusunun suya doğru tabiî bir akışı var ya... Fikrin böyle bir akış tabiîliği ve veriminin isimlendirilmesi hâlinde Hikemiyat, bütün eserlerimize şemsiye olucu bir genişlik arzederken, hususi ismini ve manasını bu eserde buldu."


    15.00
    21.60
    %31
    indirim
    Yayınevi:
    Basım Tarihi:
    2015
    Sayfa Sayı:
    416
    Dil:
    Türkçe
    Tedarik Süresi :
    24 Saat

    İslam Dünyası ve Türkiye olarak Din’in anlaşılması noktasında son iki asırdır hep bir arayışın, tereddüdün, şüphenin ve tartışmanın içinde bulunuyoruz. Sürekli tartışıyor, bölünü-yor, azalıyoruz. Doğru nerede, kim haklı, ne yapmalıyım?… Bunun adı “kriz”dir ve biz, bizi bu krizin içine kimlerin ittiğini dahi düşünmeden tabir yerindeyse başımızı bir o yana bir bu yana vurup duruyoruz. Bu hay-huy içinde bizi yakîne, itmi’nana ve felaha götürecek olanın “kalb-i selîm” olduğunu akılda tutacak mecalden yoksunluğa da mahkûm ediyoruz kendimizi. Bu sebeple öğrendiğimiz hiçbir yeni bilgi, yaşadığımız hiçbir yeni durum bize sekinet getirmiyor. Yaşadığımız aldatıcı huzur durumları olmuyor değil; ama dürüstlük gibi bir derdi olanlar, hissettiğimizin, bir “kopuş”un, bir “savruluş”un aldatıcı hazzı olduğunu itirafta tereddüt göstermeyecektir. Bizi dışa dönük yaşamaya; ötekini, dış dünyayı, “ümmeti” kurtarmaya, Din’i “yeniden keşfetmeye” kilitleyen bu tehlikeli gidişat, yaklaşan felaketimizin işareti aslında. Kalbimizi bu şekilde ihmale devam ettikçe, genişleyen malumat dağarcığımızla birlikte hızla eriyen takva hassasiyetimiz, bilgimiz art-tıkça artan cesaretimizle beraber gittikçe yüzümüzü ahiret istikametinden çevirecek ve bir “oyun ve eğlenceden ibaret” “dünya hayat”a râm eden bu “çürüme” süreci devam edecek. Malumat dağarcığımız genişledikçe cesaretimiz artıyor; takvamız ve ahiret endişemiz azalıyor. Oysa elde ettiğimiz “ilim” olsaydı, bizi daha temkinli/ihtiyatlı cümleler kurmaya zorlayacaktı; dünyadan uzaklaştırıp ahirete yaklaştıracaktı. Özellikle genç nesil… En iyi durumda olanlar “bu dini daha iyi nasıl yaşarım; ne yaparsam kâmil bir imana ve takvaya ulaşır ve kurtulurum”dan ziyade, “ne yaparsam daha çok şey bilen ve başkalarını kurtaran insan durumuna gelirim” diye bir arayışın içinde. “Önceleri kişinin ilmi, dünyaya buğzunu ve onu terkini artırırdı. Bugünse kişinin ilmi, dünya sevgisini ve arzusunu artırıyor. Önceleri kişi, ilmi doğrultusunda malını infak ederdi. Şimdi ise ilmiyle para kazanıyor. Önceleri alim kişi, zahiren ve batınen kendisini geliştirirdi, bugünse pek çok ilim ehlinin, zahiren ve batınen fesada uğradığı görülüyor.” Zünnûn el-Mısrî (rh.a) kendi dönemi için bu tesbiti yaparken bugünü de görmüş müdür bilemeyiz, ama bir şeyi çok iyi biliyoruz: Bu tesbit o günden ziyade bugünü anlatıyor. Bizi içten içe çürüten bu gidişi durdurmak ve dengeyi ya-kalamak zorundayız. Modern hayat bizi vakum gibi içine çekerken ömür sermayesi her geçen gün biraz daha eriyor. Yol zorlu, yük ağır ve süre kısıtlı. Kendimiz için en hayırlı olanı yapmaya muvaffak olursak başkalarına da bir hayır ulaştırmamız mümkün olabilecek. Elinizdeki kitapta yer alan yazılar, öncelikle yazarının şahsında bu dengeyi kurma amacına matuf olarak kaleme alınmıştır. Başkalarına da faydası olursa, lütf-u ilahî…


    free wordpress themes